menu back Ana sayfa İndirimli ürünler Müşteri hizmetleri Sipariş takip Sepetim Sıkça sorulan sorular İletişim
Kitap Okumada Aile ve Devletin Rolü

KİTAP OKUMADA AİLENİN VE DEVLETİN ROLÜ

 Okuma alışkanlığının gelişmesinde, anne babanın rolü oldukça etkilidir. Çünkü, ana babanın veya diğer yetişkin aile bireylerinin okumaya verdikleri önem nispetinde, çocuklar onları örnek alırlar.

Aileden bu yönde bir mesaj alamayan çocuklar, ilkokulda veya ondan önce kreşlerde, ana okullarında kitapla, defterle, kalemle, boyayla tanışma fırsatı bulurlar. Okullardaki eğitim sisteminin ve onun uygulayıcısı pozisyonundaki öğretmenin, çocuğun kişilik gelişmesinde çok büyük etkileri vardır.

Bilindiği gibi, çocukların gözünde ebeveynler ve öğretmen önemli bir konumdadırlar; okula başlayana kadar ebeveynler, başladıktan sonra da öğretmenler taklit edilmeye çalışılır. Bu, çocuğun fıtratında olan bir özelliktir. Çocuk, en yakınında bulunan ve değer verdiği, iyi iletişim kurduğu insanları kendisine model olarak seçer. Çocuğun bu taklit etme ve özdeşleşme eğiliminden yararlanarak, ona kitap okumayı ve hayat için lüzumlu prensipleri aşılayabiliriz. Bunun için ebeveynlerin, öğretmenlerin ve eğitim öğretimle meşgul olan bireylerin, özellikle insan psikolojisiyle ilgili eğitim metodolojisi üzerine bol bol kitap okumaları ve bunları pratiğe dökmeleri yerinde olur.

Eğer bu konu ihmâl edilirse, çocukta kitap okuma alışkanlığı şansa bırakılmış demektir.
Çocukların kitap okuma, araştırma yapma ve eğitim ağırlıklı çalışmalara ilgi gösterme konusunda devletin de rolü büyüktür.
Maalesef eğitim sistemimiz tepeden dayatmacı, ezberci, soru sordurmayan, araştırmayan, çekingen ve pasif insan yetiştiren yapıdadır; sınırsız itaate alıştıran ve sessiz sakin çocuğu ödüllendiren bir zihniyettedir.

Oysa, eğitim bir aşıdır; hayatı tanımanın, yaşamanın, değerli kılmanın yoludur, ideâllerin aşısıdır. Eğitim bir san\'attır; aklı uyandırma, kalbi, ruhu, duyguları ve kabiliyetleri keşfetme ve harekete geçirme aracıdır.

Bütün bunların olabilmesi, araştırmaya ve sorgulamaya dayanır. Eğitim ve öğretim özgür bir ortamda ve merak uyandırır bir şekilde, her türlü baskıdan ve katılıktan uzak bir disiplin içinde olmalıdır. Eğitim modelimizin, toplumsal dokumuza uygun olduğunu söylemek de zordur. Kültürle kimliğimize uygun bir eğitim modeli yakalamış değiliz.

Cumhuriyetten sonra 1940 yılına kadar Fransız eğitim modelini, 1940-50 yıllarında Alman eğitim modelini, 1950 yılından itibaren de Amerikan eğitim modelini örnek alarak karma ve garip bir eğitim modelini oluşturduk.
Manevî ve kültürel bünyemize uygun düşmeyen bu tarz eğitim modelleriyle hep problemler yaşadık. Yetişen gençlik, tarihine, geçmişine, kültürel mirasına yabancı kaldı, aile içinde ve toplumda çatışmaları ortaya çıkardı.

Öte yandan, eğitime bütçeden ayrılan paylar da çok komik kaldı. Gelişmiş ülkeler, eğitimlerine en az yüzde 3 pay ayırırken, bizdeki bu oran binde 3’lerde kaldı. Eğitim sistemimizde okumayı, araştırmayı özendiren bir çalışma da yoktur. Kişiler bu gayretlerini kendi çabalarıyla sürdürmektedirler. Daha da kötüsü, zaman zaman kitapların yasaklanması ise, zaten okuma alışkanlığı oluşmamış gençliğimizin önüne ayrı bir engel olarak çıkmaktadır.

Sentez Haber

 
Bebeğin Zeka Gelişimi Nasıl Desteklenir? | Erken Yaşta İkinci Dil Eğitimi | Neden Kitap Okumalı? | Kitap Okumada Aile ve Devletin Rolü 
Banka Seçenekleri
Sitedeki Aktif Kullanıcı Sayısı: 3 Toplam Ziyaretçi Sayısı: 1789147
Untitled Document
Alt Menu

e-ticaret neticaret eticaret